<p>Yaşamı tüketen maden ve enerji projelerine karşı direnen yurttaşlar yarın Ankara’da bir araya gelecek. Saat 08.30’da Muğla, Milas’a bağlı İkizköy’ü de içerisine alan acele kamulaştırma kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin davanın duruşmasına katılacak yurttaşlar ardından 14.00’de MAPEG önünde köylü kürsüsü kuracak. Alamut, Kuyucak, Kurtuluş, Avdan, Akbelen, Kazdağları, Kalemoğlu, Perşembe Yaylası, Fatsa, Bulancak, Sekü, Tirebolu, Çatalağaç, Artvin, Eskişehir, Uşak ve Varto’daki yaşam savunucularının çağrıcısı olduğu eyleme ilişkin, “Sesimizi duyup samimiyetimize inanan, köyleri, memleketi için mücadele eden herkesi dayanışmaya çağırıyoruz” açıklamasında bulunuldu.</p>
<p>Buluşma öncesi BirGün’e konuşan Akbelen direnişçisi Esra Işık, şu çağrıda bulundu: ‘‘Akbelen’de yıllardır bize, toprağımızdan, zeytinimizden, suyumuzdan, köyümüzden vazgeçmemiz gerektiği söyleniyor. Sırf bir şirketin çıkarı, kârı, faaliyeti sürebilsin diye. Biz de diyoruz ki; bizim yaşadığımız, ürettiğimiz, çocuklarımızı büyüttüğümüz, ölülerimizi gömdüğümüz bu topraklar bir şirketin ihtiyacından daha değersiz değildir. Bir tarafta köyleriyle, zeytinleriyle, mezarlarıyla, geçim kaynaklarıyla burada yaşamaya devam etmek, memleketin toprağını ve geleceğini korumak isteyen insanlar, diğer tarafta daha fazla kazanmak için bu insanların topraklarına zorla el koymak isteyen bir şirket var. Buna ‘kamu yararı’ denmesini kabul etmiyoruz. Kamu biziz; burada yaşayan, üreten, bu memleketi var eden insanlarız. Üstelik bugün mesele yalnızca Akbelen de değil. Türkiye’nin dört bir yanında köylüler aynı ruhsatlarla, aynı kamulaştırma kararlarıyla, aynı şirket çıkarlarıyla karşı karşıya bırakılıyor. Bu yüzden 16 Eylül’de Danıştay’ın önünde yalnız olmayacağız. Toprağını, suyunu, köyünü savunan memleketin dört bir yanından köylülerle yan yana olacağız. Duruşmadan sonra da memleketimizi karış karış satan MAPEG’in kapısına memleketin dört bir tarafından toprağını savunmak için gelen köylüler olarak gideceğiz, sözümüzü söyleyeceğiz. Biz bu şirketler gibi kimseden ayrıcalık istemiyoruz; kendi toprağımızda yaşamaya devam etmek istiyoruz. Ve artık bizim hayatımız hakkında biz olmadan karar verilmesini istemiyoruz. Bu topraklar sahipsiz değil, bu köyler vazgeçilecek yerler değil.”</p>