<p>Ülkenin her tarafından orman yangınları haberleri geliyor. Yangın işçileri ve orman mühendisleri canı pahasına bu yangınları söndürmeye çalışırken ve yurttaşlar her gelen yangın haberiyle kahrolurken elime Orman Genel Müdürlüğü’nde (OGM) ormanlarımızın sermayenin emrine henüz tam olarak verilmemiş son küçük parçasının da canına okuyacak hazırlıklar yapıldığına dair bir belge ulaştı.</p>
<p>Bu belge bana meslekle ilgisi olmayan bir kişi tarafından ulaştırıldığı ve artık her şeyden şüphelenir olduğumuz için önce belgenin gerçekliğini sorguladım. Daha önce (31 Ekim 2025’te) Birgün Gazetesi’nde muhafaza ormanlarını madencilik faaliyetlerine açmak için bir yönetmelik hazırlandığı haberi çıkmış. O haberdeki taslak 18 maddeden oluşurken bendeki 17 madde. Demek ki o zamanki teypkiler üzerine rafa kaldırılan dosya yeniden gündemde. Çünkü dosyanın son kaydedilişi çok yakın bir zamana ait. Fakat ben yine de OGM’ye soruyorum; bugünlerde böyle bir hazırlığınız var mı, yok mu?</p>

<p>Bu hazırlığı öğrenince, OGM’nin 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminden sadece 9 gün sonra yaptığı 15 Şubat 2023 tarihli Orman Kanunu’nun 17. Maddesiyle ilgili yönetmelik değişikliğini hatırladım. O değişiklikle; depremde şehirlerimiz yerle bir olmuş ve onca insanımız ölmüşken orman içinde lisanslı güneş enerjisi santralları kurulmasına, havalimanı çevresindeki ormanlarda otel, motel, lokanta, akaryakıt istasyonu, dini tesis, terminal, alışveriş üniteleri yapımına olanak sağlanıyordu.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>***</strong></p>
<p>Yönetmelik taslağındaki değişiklikten önce muhafaza ormanının ne anlama geldiğini hatırlatayım. Orman Kanunu’nun 4. Maddesine göre ormanlar vasıf ve karakter bakımından üçe ayrılır. Bunlar; Muhafaza Ormanları, Milli Parklar ve İstihsal (Üretim) Ormanlarıdır.  Odun üretiminin bile geri planda bırakıldığı muhafaza ormanları; erozyon, çığ, sel, taşkın ve heyelan gibi tehlikeleri önlemek; su kaynaklarını, toprağı ve yaban hayatını korumak amacıyla ayrılan, üretimden çok koruma işlevi öncelikli ormanlardır. Ülkemizde 55 muhafaza ormanı var ve bunlar toplam 247 bin hektar alana sahip. Bu miktar tüm orman alanlarımızın sadece yüzde birini oluşturmakta.</p>
<p>Yönetmelik taslağına gelmeden önce şunu da hatırlatmak isterim; 2011 yılında 5 bin 387 hektar alana sahip Belgrad Muhafaza Ormanı’nın 234.57 hektarının (%5) muhafaza ormanı olma statüsüne son verilmişti. Bu alanlar 9 farklı tabiat parkına dönüştürülmüş ve işletmeleri iktidar partisine ait farklı ilçe belediyelerine ve onlar aracılığıyla özel şirketlere devredilmişti. Böylece muhafaza ormanlarından hem siyasi hem de ekonomik rant sağlanmasının önü açılmıştı. Fakat dönem içinde muhafaza ormanlarının başka amaçlara tahsisi de söz konusu oldu. Bu tahsisler; pet şişe su üretimi, turizm, askeri tesis, madencilik, enerji nakil hattı, doğalgaz hattı, ulaşım yolu vb. amaçlarla yapılmıştı. Fakat bunlar sermaye ve iktidara yetmemiş olmalı ki, “daha pratik bir çözümle (!)” Muhafaza Ormanlarının Ayrılması ve İdaresi Hakkındaki Yönetmeliği değiştirerek içine Orman Kanunu’nun 16., 17/3. ve 18 maddesi hükümlerini enjekte etmeye kalkıyorlar. Üstelik yönetmeliğin sonuna işler daha da hızlansın diye matbu bir “İzin İnceleme Raporu” da eklenmiş.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>***</strong></p>
<p>Ormanların ormancılık amacı dışındaki kullanımına olanak vermek için düzenlenmiş olan Orman Kanunu’nun 16. maddesi; ormanlarda her türlü madencilik faaliyetinin yapılmasına, 17/3. maddesi; ormanların “yol, liman, havaalanı, demiryolu, enerji nakil hattı, enerji üretim santrali, su isale hattı, su deposu, atıksu tesisi, petrol ve doğalgaz boru hattı, katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesisi, petrol ve doğalgaz arama, baraj, gölet, aile sağlığı merkezi, hastane, eğitim tesisi, futbol sahası, kapalı spor salonu vb. 50’yi aşan farklı amaçlı kullanımına, 18. maddesi; ormanlarda arkeolojik kazı ve restorasyon,  giriş-çıkış kontrol noktası, tanıtım ofisi, göl, baraj ve deniz yüzeyinde yapılan balık üretimi vb. 20’yi aşkın farklı amaçlı tesisin açılmasına izin vermekte.</p>
<p>Şimdi sormak istiyorum; son yıllarda yaptığınız düzenlemelerle ormanların ormancılık dışı amaçlarla kullanılmasının önünü açarak önce üretim ormanlarını delik deşik ettiniz, sonra milli park olarak adlandırılan korunan alanlara zarar vermeye başladınız. Şimdi sıra tüm ormanlarımızın sadece %1’ini oluşturan, sırf o sahadaki toprağı, akarsuyu, gölü, havayı korumak, erozyonu önlemek için ilan edilmiş olan muhafaza ormanlarına mı geldi? Sahi siz ne yapıyorsunuz; size verilen görev, ormanları korumak ve geliştirmek, gerektiğinde toplumun yararına faydalanmak değil de ormanlarımızı tıpkı bir Afrika ülkesiymişiz gibi uluslararası sermayenin emrine tamamen teslim ederek yok etmek mi?  Eğer amacınız buysa, sloganınız da şu olsun; <strong>“Depremler olmuş, şehirler yıkılmış, insanlar ölmüş, ormanlar yanmış hiç önemli değil, OGM ormanların sermayeye biraz daha peşkeş çekilmesine her zaman hazır.”</strong></p>