Deştin'de bilirkişi raporu tartışması: Halk adalet nöbetinde
Muğla’da iki kez ÇED kararı iptal edilen Bayır-Deştin Entegre Çimento Fabrikası projesine üçüncü kez verilen “ÇED olumlu” kararına karşı hukuki mücadele sürüyor. Yöre halkı, son bilirkişi raporunun...
<p>Muğla’nın Menteşe ilçesine bağlı Bayır ile Yatağan ilçesine bağlı Deştin mahalleleri arasındaki Tekağaç mevkiinde, Muğla Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları projesi kurulmak isteniyor. Projeye karşı mücadele eden yurttaşlar, Muğla İdare Mahkemesi önünde “Adalet Nöbeti”ne başladı. Deştin Çevre Platformu öncülüğünde başlatılan nöbetin her perşembe saat 13.30’da gerçekleştirilecek. </p>
<p>Yöre halkı, iki kez “çevresel etki değerlendirme (ÇED) olumlu” kararı iptal edilen ancak proje için üçüncü kez verilen “ÇED olumlu” kararına karşı açılan davada, son bilirkişi raporunun nihai karara esas alınmamasını istedi. Yurttaşlar, yeni ve bağımsız bir bilirkişi heyeti oluşturularak bölgede yeniden keşif yapılması çağrısında bulundu.</p>
<h2>İKİ KEZ İPTAL EDİLDİ, ÜÇÜNCÜ KEZ ÇED VERİLDİ</h2>
<p>Muğla Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin projesi için daha önce verilen iki ayrı “ÇED olumlu” kararı idari yargı tarafından iptal edildi. İkinci iptal kararı 2023’te verildi, Danıştay’ın onamasıyla 2024’te kesinleşti. Proje yeniden düzenlendi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 3 Temmuz 2025’te proje için üçüncü kez “ÇED olumlu” kararı verdi. Karara karşı Muğla Büyükşehir Belediyesi ile yöre halkı ve yaşam savunucuları yeniden dava açtı. Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı dava kapsamında 17 Haziran 2026’da bölgede keşif yapıldı.</p>
<h3>BİLİRKİŞİ RAPORU TARTIŞMA YARATTI</h3>
<p>Dokuz kişilik bilirkişi heyeti, 6 Temmuz’da sunduğu raporda projeyi incelenen sekiz uzmanlık alanının tamamında “uygun ve olumlu” buldu. Rapordaki değerlendirme, önceki bilirkişi incelemelerinde ortaya konulan olumsuz değerlendirmelerden farklılık gösterdi. Muğla Büyükşehir Belediyesi, raporun bilimsel ve teknik açıdan yetersiz olduğunu savunarak 21 Temmuz’da itiraz etti. Belediye, 13 Ağustos’ta bilirkişiler hakkında Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Davacıların mahkemeye sunduğu dilekçede de bilirkişilerin bağımsızlık, tarafsızlık ve objektiflik yükümlülüklerini ihlal ettiği öne sürüldü.</p>
<h2>RAPORUN DİJİTAL KAYITLARINDA ŞİRKET DANIŞMANININ ADI</h2>
<p>Bilirkişi raporuyla ilgili tartışma, raporun dijital kayıtlarının incelenmesiyle büyüdü. Gündem Fethiye’nin incelemesine göre, UYAP’tan alınan rapor dosyalarının dijital bilgilerinde bilirkişi heyetindeki dokuz uzmandan birinin değil, şirket danışmanı olduğu belirtilen Çevre Mühendisi Remzi Seyfioğlu’nun adı görüldü. Seyfioğlu’nun aynı zamanda projenin ÇED raporunun EK-13 bölümünü hazırlayan isim olduğu belirtildi. Bu kayıt, raporu Seyfioğlu’nun yazdığını tek başına kanıtlamadı. Ancak davacılar, şirket danışmanının adının bilirkişi raporunun dijital kayıtlarında yer almasının raporun bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda şüphe yarattığını belirtti.</p>
<h2>BAĞIMSIZ HEYETLE YENİ KEŞİF TALEBİ</h2>
<p>Davacılar, 31 Ağustos 2026’da Muğla 1. İdare Mahkemesi’ne sundukları dilekçede, mevcut bilirkişi raporunun yargılamaya gölge düşürdüğünü savundu. Dilekçede, bilirkişilerin görevlerini “bağımsız, tarafsız ve objektif” biçimde yerine getirmesi gerektiği hükmü hatırlatıldı. Davacılar, mevcut rapora dayanılarak karar verilmesinin adalet duygusunu zedeleyeceğini belirterek yeni, bağımsız ve tarafsız uzmanlardan oluşacak bir bilirkişi heyetiyle bölgede yeniden keşif yapılmasını talep etti. Deştin Çevre Platformu ise raporun dosyadan çıkarılmasını, süreçteki olası çıkar ilişkileri ve hukuksuzlukların soruşturulmasını, yürütmenin durdurulmasını ve çimento fabrikası projesinin iptal edilmesini istedi.</p>
<h2>‘DEŞTİN BİZİM KALACAK’</h2>
<p>Deştin Çevre Platformu, mahkeme önünde yaptığı açıklamada projenin bölgenin havası, suyu, toprağı, zeytinlikleri ve ormanları üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Fabrikanın çevresel etkilerinin yalnızca teknik emisyon değerleri üzerinden değil, bölgedeki tarım, su kaynakları, ormanlar ve yaşam alanlarıyla birlikte değerlendirilmesini istedi. Açıklamada, “Adaletin terazisini şirketin kasasından yana değil; halkın, ormanın ve yaşam hakkından yana kurun” denildi.</p>
<h2>GÜÇLÜYÜZ VE TEK SESİZ</h2>
<p>BirGün’e konuşan Deştin Çevre Platformu Sözcüsü Haluk Özsoy, bilirkişi raporunun ciddi biçimde tartışmalı hale geldiğini belirterek şunları söyledi: “Ortada ciddi bir şüphe var. Biz bu kanıt ortaya çıkmadan önce de rapora ilişkin kuşkularımızı dile getiriyorduk. Bu bölgede yapılan ilk bilirkişi incelemesi değil. Daha önce yapılan keşiflerde, bu fabrikanın burada kurulmasının uygun olmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldı. Buna rağmen üçüncü bilirkişi raporunun projeye olumlu görüş vermesi bizim açımızdan kabul edilebilir değil.” </p>
<p>Özsoy şu ifadeleri kullandı: “Bugün ortaya çıkan tablo, sermayenin karar süreçleri üzerindeki etkisinin ne kadar ileri gidebildiğini gösteriyor. Bu nedenle mevcut bilirkişi raporu şaibeli hale gelmiştir. Bundan sonraki sürecin tarafsız ve bağımsız bilirkişilerle yürütülmesi gerekiyor. Biz bilimsel, şeffaf ve kamu yararını esas alan yeni bir keşif talep ediyoruz. Bu konunun peşini bırakmayacağız. Bölge halkı olarak örgütlüyüz, güçlüyüz ve tek sesiz. Türkiye’nin dört bir yanından da ciddi bir destek görüyoruz. Ne kadar çok kez bu projeyi yeniden gündeme getirirlerse getirsinler, biz de aynı kararlılıkla karşı duracağız. Sonuna kadar mücadele edeceğiz ve kazanacağımıza inanıyoruz.”</p>
<p>Bölgede yaşayan Sezai Uyan da mücadelenin yaklaşık 21 yıldır sürdüğünü belirterek şunları söyledi: “Bu mesele yaklaşık 21 yıldır gündemimizde. Bugüne kadar iki ayrı ÇED olumlu kararını yargı yoluyla iptal ettirdik. Buna ilişkin mahkeme kararları ortada. Biz köyümüzde bu fabrikanın kurulmasını istemiyoruz. Çünkü burada yaşayan insanlar olarak yaşam alanlarımızı, doğamızı ve geleceğimizi korumaya çalışıyoruz. Bölgede önemli su kaynakları var. Tarım ve hayvancılık yapılıyor. Proje kapsamında patlatmalı ocak faaliyetleri de bulunuyor. Bu nedenle fabrikanın yalnızca bir sanayi yatırımı olarak değil, bölgedeki yaşamın tamamı üzerindeki etkileriyle değerlendirilmesi gerekiyor. Biz köylüler olarak doğamıza sahip çıkıyoruz ve bölgemizin yok edilmesine izin vermeyeceğiz. Şimdi bilirkişi sürecinde de ciddi bir skandal ortaya çıktı. Bu durumu kabul etmiyoruz. Bu nedenle adalet nöbetine başladık. Haklarımızı ve yaşam alanlarımızı koruyana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu mücadele bizim için yalnızca bir fabrika meselesi değil; toprağımıza, suyumuza ve yaşamımıza sahip çıkma meselesidir.”</p>
<h2>KABUL ETMİYORUZ</h2>
<p>Bölgede yaşayan Ercan Şahin ise projenin bölgenin mevcut çevresel yükünü daha da artıracağını belirterek şunları söyledi: “Türkiye’nin en güzel yerlerinden biri Muğla, Muğla’nın en özel bölgelerinden biri de Deştin. Biz burada tarım ve hayvancılıkla geçiniyoruz. Üstelik bölgemize yakın bir noktada zaten termik santral bulunuyor. Böyle bir yerde bir de çimento fabrikasının kurulmak istenmesi kabul edilebilir değil. Biz bu projeye karşı yıllardır hukuk mücadelesi veriyoruz. Açtığımız davaları kazandıkça proje yeniden gündeme getiriliyor, yeniden başvuru yapılıyor. Buna rağmen biz de her seferinde yaşam alanlarımızı savunmaya devam ediyoruz. Burada mesele yalnızca bir fabrikanın kurulması değil. Toprağımızın, havamızın, suyumuzun ve geçim kaynaklarımızın korunması meselesi. Deştin’in tarımıyla, hayvancılığıyla ve doğasıyla yaşamaya devam etmesini istiyoruz. Bu nedenle bu projeyi kabul etmiyoruz ve mücadelemizi sürdüreceğiz.”</p>