<p>CHP’nin 31 Mart seçimlerinin ardından kırmızıya boyadığı Türkiye’de, küçüğünden büyüğüne belediyelerin adeta yağmalandığı ortaya çıktı. Aslında bu bilinen bir gerçekti fakat yerinde incelendikçe hasarın boyutları daha net görüldü. CHP’ye geçen neredeyse tüm belediyeler büyük borç içinde ve yerel hizmetler dahi sürdürülebilir olmaktan uzak.</p>
<p>Bir başka paradoks ise bu belediyelerin sosyal belediyecilik adı altında iktidarın sadaka düzeninin bir parçası haline gelmiş olmaları. Resmi verilere göre 2019’da 3 milyon 200 bin aile sosyal yardım alırken bu sayı 2023’te 5 milyon aileye çıktı. Sosyal yardım alan ailelerin büyük bölümü artık CHP belediyeleri tarafından yönetiliyor. Burada kritik bir soru ortaya çıkıyor: CHP’li belediyeler bu düzeni devam mı ettirmeli, yoksa kendi modelini mi oluşturmalı?</p>
<p>Şüphesiz ki Sol/Sosyal Demokrat belediyecilik anlayışı Türkiye’de eşsiz bir pratiğe sahip. Bunu birkaç örnekle açıklamak mümkün. Bunlardan biri, yerel feodal ilişkilere dayanan sağcı belediyeciliğe karşı 1970’lerde ortaya konan CHP’nin toplumcu belediyecilik anlayışıydı. İstanbul’da Ahmet İsvan, Ankara’da Vedat Dalokay ve Ali Dinçer, Adana’da Ege Bağatur, İzmit’te Erol Köse, Çanakkale’de Reşat Tabak bu anlayışın temsilcileriydi.</p>
<p><strong>2019-2024 DENEYİMİ</strong></p>
<p>2019’dan itibaren de İstanbul’da Ekrem İmamoğlu ve Ankara’da Mansur Yavaş’ın arayışları ikinci bir örnek olarak görülebilir. İmamoğlu’nun kurduğu İstanbul Proje Ajansı (IPA) 1970’lerde Dalokay’ın kurduğu proje ekibini hatırlatıyor. Mansur Yavaş’ın başkent tarım destekleri de İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan’ın Halk Ekmek pratiğini andırıyor.</p>
<p>Ahmet İsvan yerel üretime, ortak yönetime ve öz kaynak yaratmaya dayanan toplumcu belediyecilik pratiğiyle beş yılda Türkiye’nin en kalabalık kentinde büyük bir fark yarattı. Robert Koleji bitirdikten sonra ABD’de ziraat eğitimi almış, yurda döndükten sonra o zaman İstanbul’un ilçesi olan Yalova’da modern tarım uygulamaları yapmaya başlamıştı. Partide “Ortanın Solu” anlayışının lideri Bülent Ecevit ile birlikte CHP’nin sola yönelmesini desteklemiş, 1973’te yapılan yerel seçimlerde İstanbul Belediye Başkanı olmuştu. İsvan, Yalova’daki deneyimlerini İstanbul’da uygulamaya koyma fırsatı buldu ve bunu ‘demokratik sol ilkelere uygun, toplumcu bir pratik’ olarak tarif etti.</p>
<figure class="image align-center"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2024/05/09/belediyeler-ve-isvan-pratigi.jpg" alt="">
<figcaption>Eski İstanbul Belediye Başkanı İsvan’ın Halk Ekmek pratiği öncü uygulamalardan oldu.</figcaption>
</figure>
<p><strong>MERKEZİ HÜKÜMET BASKISI</strong></p>
<p>Seçildikten kısa süre sonra Milliyetçi Cephe (MC) hükümeti kuruldu ve o döneme kadar yaşanmamış merkezi idare-yerel yönetim karşıtlığından dolayı hükümetin zorlaması, ekonomik ve siyasal baskılarla karşılaştı.</p>
<p>O dönemde belediyeler bütçelerinden müdür atamalarına kadar merkezi idarenin onayına mecburdular. Ancak daha önce merkezi idare ile yerel yönetimler arasında farklılık olmadığı için merkezi idarinin vesayetindeki belediyeler Ankara’dan borç ayarlayarak ya da belediyelere bağlı derneklere belediyede işi olanlardan alınan “zorunlu bağışlarla” finanse ediliyordu. Bu bağışların bir kısmı belediyeye bağlı dernek yöneticileri tarafından bir süzgeçten geçiriliyordu. Ahmet İsvan öncelikle belediye personelinin bu tür “bağış” toplamasını yasakladı. Daha sonra da MC hükümetin sırf CHP’li belediyeyi zora sokmak için yaptığı engellemeleri şeffaf bir şekilde halkla ve basınla paylaşarak teşhir etti. İstanbul halkına sunulacak hizmetin aksamasının asıl sorumlularının kim olduğunu İstanbul halkına anlattı.</p>
<p>O zamanlar belediyenin sahip olduğu gayrimenkullerin listesi gizli tutulurdu. Sebep olarak da belediyenin borçlarından dolayı alacaklıların bilmemesi ve olası haczi engellemek olduğu söylenirdi. Ahmet İsvan yine düzene çomak soktu. Belediye personelinden belediye mallarının envanterini çıkarmasını istedi. Bu sürede belediyeden alacaklı olanlarla görüşmeler yapıp borçlar ödeme planına bağlandı. Envanter çıkarıldığında görüldü ki İstanbul Belediyesi’nin malları ya işgal edilmiş ya da komik paralarla kiralanmıştı. Ahmet İsvan işgal edilen yerleri ya boşalttırdı ya da makul bedellerle kiralanmasını sağladı. Belediye binasında da “Belediye Mallarına Tecavüz Sergisi” açarak kamunun mallarından kimlerin, nasıl çıkar sağladığını tüm kamuoyu ile paylaşmıştı.</p>
<p><strong>SHERATON OTEL MÜCADELESİ</strong></p>
<p>İmar planına ve kanuna aykırı hiçbir yapılaşmaya izin vermeyen Ahmet İsvan, Sheraton Oteli’ne iskanı olmadığı için elektrik bağlatmadı. Açılışa gelecek olan Başbakan Süleyman Demirel’in ricasına rağmen yasalardan taviz vermeyeceğini söyledi. Taksim Meydanı’nda Zafer Anıtı’nın yanındaki yeşil alanı işgal eden Eftalapulos Gazinosu’nu yıktırdı. Parası olanların kamu kaynaklarını keyfi olarak kullanmasını engellemek için gerekirse halkla birlikte eylemler yaptı. Özellikle sahillerdeki kaçak yapıları yıkarak İstanbul sahillerinden halkın yararlanmasını sağlamak için mücadele verdi.</p>
<p>“Biz, gecekonduda oturan vatandaşı yalnız mahalle çeşmesine mahkûm edilecek ikinci sınıf vatandaş olarak görmüyoruz” diyen İsvan; yoksul mahallere su hatları çekti, kanalizasyon şebekesi döşedi, yollar açıp belediye otobüs seferleri koydu.</p>
<p>Bugün Ekrem İmamoğlu’nun taksi tekellerine karşı verdiği mücadele gibi, İstanbul’da fırıncı tekeliyle sadece ceza keserek mücadele edilmeyeceğini görünce, halkın ucuz ekmek ihtiyacını karşılamak için Halk Ekmek fabrikası kurdu. Hatta MC hükümetinin bütçeyi kesmesinden dolayı alacaklarını alamayan belediye işçileri grev yaparken onlara destek oldu.</p>
<p><strong>RANTÇILARIN RAHATSIZLIĞI</strong></p>
<p>Ahmet İsvan’ın bu toplumcu ve halkçı belediyecilik anlayışı sadece MC hükümetini değil belediye kaynaklarını kullanan rantçı sermayeyi de çok huzursuz etmişti. O dönem parti içinde bu sermaye gruplarıyla iç içe olan kesimlerle İsvan arasında ayrılık su yüzüne çıktı. 1977 seçimleri öncesinde ön seçimi dönemin il başkanı Aytekin Kotil’e kaybetti. 1973 yerel seçimlerinde İstanbul’da Ahmet İsvan’la yüzde 64 oy alan CHP, Türkiye’de tarihinin en yüksek oyunu aldığı 1977 seçimlerinde İstanbul’da yüzde 59’a geriledi.</p>
<p>Ahmet İsvan, 12 Eylül cuntası tarafından 1 Mayıs 1977 katliamından sorumlu tutularak yargılandı ve 27 ay tutuklu kaldı. Acı bir tesadüfle yine 1 Mayıs 2017’de aramızdan ayrıldı. Ahmet İsvan’ın sol belediyecilik pratiği, CHP’yi iktidara taşıyacak pek çok ders içermektedir.</p>
<p><strong><em>* Çankaya Belediyesi Meclis Üyesi</em></strong></p>