9 Nisan’da Galatasaray Üniversitesi’nde Felsefe Etkinliği düzenlendi : “Claude Lefort’un Yaban Mirası”
Kurtul Gülenç - Önder Kulak “Öncülleri ve Ardıllarıyla Claude Lefort’un Yaban Mirası” başlığını taşıyan kolokyum, 9 Nisan 2026 tarihinde Galatasaray Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Bir filozofun...
<p>“Öncülleri ve Ardıllarıyla Claude Lefort’un Yaban Mirası” başlığını taşıyan kolokyum, 9 Nisan 2026 tarihinde Galatasaray Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Bir filozofun düşünmediği, diğer filozof için düşünmenin ödevi olur: “Ya Sosyalizm Ya Barbarlık” topluluğunun iki üyesi Cornelius Castoriadis ve Claude Lefort’un sosyalist hareketler içerisindeki konum alışlarının, onları taşıdığı düşünce serüveni bu şekilde özetlenebilir. Bürokrasi, Parti, alternatif toplumsal hareketler ve işçi yönetim deneyimleri üzerine yaptıkları değerlendirme ve eleştiriler onları politikanın, toplumsallığın, meşruiyetin, otonominin ne olduğuna dair derin bir felsefi sorgulamaya yöneltti. Belki “Ya Sosyalizm Ya Barbarlık” topluluğu politik hareketler içerisinde çok etkili olamamıştır ancak Castoriadis, Lefort ve Lyotard gibi filozofları bünyesinden çıkarmıştır. Tülin Bumin, Ahmet İnsel, M. Ertan Kardeş, Eylem Yolsal-Murteza, Zeynep Savaşçın, Cengiz Çağla, Tacettin Ertuğrul, Ateş Uslu ve Özgür Emrah Gürel gibi akademisyenlerin/araştırmacıların katılımcı olduğu kolokyumda, Claude Lefort odağa alınarak onun ‘politik olan’, ‘bölünme’, ‘vahşi’ demokrasi ve ‘iktidarın boş yeri’ gibi temel kavramları tartışıldı. Özellikle günümüz dünyasının otoriter neo-liberalizmleri ve post-totalitarizmleri çerçevesinde demokratik politikanın imkânlarının sorgulandığı kolokyumda politik felsefe tartışmalarının zorunluluğu vurgulandı. </p>
<p>Kolokyumda öne çıkan temalardan bir tanesi de günümüzde kolektif eylemde bulunmaya dair politik alanın daha da daraldığı, buna karşın piyasa ve devlet tertibatlarının yeni imkanlarla birlikte daha kontrolcü ve baskıcı olma koşullarını geliştirmeleri olmuştur. Bu bağlamda 21. yüzyılda gelişebilecek politik projelerin ve deneyimlerin artık modernliğin jargonundan ve onun temsillerinden çıkamayacağı fikri genel olarak kabul görmüştür. Yine de modernlik sonrasına ait politik proje ve temsillerin oluşmaması da çağın politik krizi olarak kavranmaktadır. Modernliğin felsefi söylemleri özgürlükçü politik tahayyülleri oluşturmaya yetmemektedir. Geriye kalan ise süregiden baskı unsurlarının sekteye uğratılması ve sistemde gedikler açmaya girişmektir. Kolokyumda konuşmacılar 21. yüzyılda totaliter mantığın biçim değiştirdiğini ve bu biçimin demokratik popülizmlerle iç içe geçtiğini vurguladılar. Claude Lefort’un politik deneyimler üzerine yazdığı yazılar, toplumun tek “bir” birlik çatısında tasarlanmasının tehlikelerine ısrarla işaret ederken, politik özgürlük açısından çıkış noktasının hala toplumsal ihtilafların görünür ve tanınır olması olduğunu kanıtlar. </p>